internet-nedir-internet-agı

Dünyada internet ilk kurulduğu günden bugüne kadar hiç önemini kaybetmeden sürekli daha önemli bir yere sahip olmayı başarabilen tek bilgisayar teknolojisidir diye düşünüyorum. İlk internet ağının kurulduğu 1970’li yıllar sonrasında bu işi yapanlar acaba bu kadar önemli bir teknolojinin öncülüğünü yaptıklarını tahmin edebiliyorlar mıydı?

İnternet teknolojisi, icat edildikten sonra en doruk noktasını İpad ile başlayan tablet ürünler ile yaşadığını düşünüyorum. 2010 ile internet sanki yeniden keşfedilmiş gibi odak noktasına ulaştı. Bunun en büyük sebebi ise artan veri yükü ve çantamızdan cebimize kullandığımız pek çok dijital ürüne sahip olmamızdır. Durum böyle olunca da artık tüm veriler hızla bulut teknoloji ürünleri ile internet ağlarına taşınıyor. Bundan dolayı bu yazıyı internet’e ve internet tarihine ayırmak istedim.

İnternet Nedir?

Ağlar arası haberleşme sağlayan sistemlere verilen isimdir. Bu isim İngilizcedeki iki kelimenin birleşiminden oluşmaktadır. İnter (arası) net (ağ) – İnternet (ağlararası) olarak isimlendirilmiştir. İnternet, TCP/IP adı verilen internet protokolünü kullanarak iki yada daha fazla bilgisayarın birbiri ile haberleşmesini ve dosya transferi yapabilmesini sağlar. Dahada basit anlatacak olursam dünya ağına bağlı olan tüm bilgisayarlar üzerinde elimizdeki bağlantı yetkisine göre gezintiye çıkabileceğimiz bir bilgisayar topluluğudur. İnternet siteleri gerçek anlamda sadece bir bilgisayardır. Bu bilgisayar üzerindeki dosyalara ulaşabilmek için kullandığımız sistemin adı ise internet olarak belirlenmiştir.

ArpaNET ve İlk Bilgisayar Ağı

Dünya üzerindeki ilk bilgisayarlar arası ağ yapısı 1969’da kurulan Arpanet ağ yapısıdır. Arpanet, Advanced Research Projects Agency Network (Amerikan Gelişmiş Savunma Araştırmaları Dairesi Ağı) kelimelerinin kısaltılması ile oluşmuştur. Arpanet’in kurulmasının amacı soğuk savaş döneminde askeri amaçlı oluşturulmuştur. Bu sistemin temel görevi bağlı olan bir kaç üniversite ağları arasında bilimsel araştırmacıların bir birleri ile ağ üzerinden haberleşerek dosya paylaşımında bulunmalarını sağlamak olmuştur. Ayrıca Arpanet çalışan paket anahtarlamalı ağ türünün ilk örneği de olmuştur.

ArpaNET Sonrası İnternet Ağının Gelişimi

Arpanet, dünyaya internet kavramını sokmayı başarmış gibi görünse de 70’li yılların başında kişisel bilgisayar gibi bir teknoloji ürünü olmadığından bu sistemi kullanmak isteyen kişiler oldukça karmaşık sistemleri öğrenmek zorundaydı. Bu olumsuzluğa rağmen internet ağı Arpanet yayıldıkça üzerine çalışma yapan kişi sayısı hızla artmasını sağladı. 1970 – 1980 arası internetin en hızlı geliştiği dönem gösterilebilir. Fakat internet hayatın vazgeçilemez bir parçası olmaya ancak 1991 sonrası başarabildi.

Arpanet kurulduktan sonra ilk olarak internetin en önemli unsurlarından biri olan e-mail (elektronik posta) kavramının ortaya çıkmasını sağladı. Ray Tomlinson isimli yazılımcı tarafından ilk e-mail sistemini 1972 yılında Arpanet için geliştirilmiştir. Tomlinson, e-mail sistemini oluştururken kullanıcı adı arasında kullanılan @ simgesini tercih etmiş ve bu simge o zamandan kalmıştır.

Yine 1972 yılında uzak ağlardaki bilgisayar sistemlerine bağlanabilmek adına Telnet  adı verilen ağ protokolü geliştirilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde internet sadece devlet ve üniversite grupları tarafından kullanılması ve saldırı gibi tehditler söz konusu olmadığı için neredeyse hiç bir güvenlik engeli olmadan uzak ağlardaki verilere erişebilmek mümkündü. Yani anlaşılacağı üzere Telnet protokolü güvenli bir transfer sistemi değildi.

1973’e gelindiğinde ise az sayıda olan web sitelerin birbirleri ile veri paylaşımı yapabilmelerini sağlamak adına FTP protokolü geliştirildi. Sonrasında ise güvenlik açıkları olan Telnet bağlantısının yetersiz kalmaya başladığı düşünülüyordu. Bu yüzden günümüzde hala kullanılan TCP/IP (Transmission Control Protocol/Internet Protocol – İletişim ve İnternet Kontrol Protokolü)protokolü tartışılmaya başlanmıştır. TCP/IP bir çok bilgisayar üzerinden güvenli olarak eş zamanlı dosya paylaşımı yapmayı sağlayan bir sistem olarak tasarlanmıştır. Ayrıca bu sistem Ağ üzerinden paylaşım ve haberleşme işlemlerini kurallar ile sınırlamıştır. Takvimler  1983 yılını gösterirken TCP/IP protokolü Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından resmen kullanılmaya başlanmıştır.

İnternetin İcadı

Pek çok yeni buluşa sebep olan aşk, internetin icat edilmesi sırasında da iş başına geçmişti. Hikaye Arpanet’in geliştirilmesinde önemli işler gerçekleştiren genç bir matematik mühendisi ve onun sağır karısı arasında geçmekteydi. Telefonla bile iletişim kuramayan karısının durumuna üzülen mühendis, karısının okuldaki çocuğu ile Arpanet ile iletişim kurabileceğini biliyordu fakat sorun şuydu ki Arpanet o dönemde sivil kullanımına açık değildi. O Arpanet’in siviller tarafından kullanılmasına öncülük etti. Hatta İnternet ismini ilk kullanan kişi olarak tarihe geçti. Peki İnternet’i kim icat etti diye soruyorsanız bu aşkın sahibi Vinton Cerf den başkası değildi. 1986 sonrasında ise Amerika’da internet hızla gelişmeye başlamıştır.

Alan Adları (DNS) Kullanıma Açılıyor

İnternetin gelişimi sonrasında bir başka problem ise çok fazla sayıda olan ağlara bağlanmaktı. Bağlanılacak ağları IP numarası ile hatırlamak kolay değildi bir de bağlanman gereken ağ sayısı yüzlerce olunca artık tamamen bir sorun olmuştu. Bu sorunu çözmek için alan adları (Domain Name System) kullanıma açıldı. symbolics.com ise ilk alınan alan adı olarak tarihe geçti. Bu dönem ile internet üzerinde başta indeks gibi sayfalar geliştirildi. 1985 tarihinde kullanıma açılan adları isteklerin artması üzerine ücretli hale getirilmiştir. Şuan dünya üzerinde 150 milyarın üzerinde alan adına sahip site olduğu düşünülmektedir.

Arpanetin Sonu Web’in Doğuşu

1980 sonlarında internet için gerekli tek şey herkese açık hale getirilmesiydi. Arpanet ile bunun gerçekleşmesi o kadar da kolay değildi. Bunun için başlangıç olarak Arpanet çok daha kullanışlı hale getirildi. Fakat bu durum bu ağ yapısının yok olmasını engelleyemedi. Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) içerisinde bilgisayar mühendisi olarak çalışan Tim Berners-Lee tarafından Web’in temelleri atılmıştır. 1991 yılında ise dünya üzerinde WWW (W3) kullanılmaya başlandı. Lee web için hybertext yapıda bir dil geliştirdi. Bundan dolayı o dile Hybertext Transfer Protocol (HTML) adı verildi. Ayrıca Lee bu dönemde www.w3.org adlı web sitesini kurdu. Bu site Web’in ne olduğunu anlatan bir sayfadan ibaretti.

Web’in en büyük özelliği diğer sistemler gibi kapalı bir ağ yapısına sahip değildi. Bundan dolayı web sayfalarına ulaşmak kolaylaşmış oldu. WWW ile internet kişisel kullanım için büyük bir patlama yaşadı. Pek çok şirket web için içerik ve yazılım üretmeye başladı. Web ile, web sitesi, web tarayıcı, HTML, gibi pek çok yeni kavram ortaya çıkmıştır.

1993 yılına gelindiğinde ise internet kullanıcıları grafik arayüzlü web tarayıcı ile tanıştılar. Bu proje iki üniversite öğrencisinin bitirme ödeviydi. Öğrenciler tarayıcılarının adını ise Mosaic olarak isimlendirdi. Daha sonra Microsoft’un Internet Explorer (IE) adlı web tarayıcısını duyurması ile kişisel bilgisayarlar üzerinde internet kullanımı aşırı artmıştır. Hatta Amerika rekabet kurulu o dönemlerde rekabeti dengelemek için Microsoft’u baskı altında tutmuştur.

Gelişen internet ve artan web site sayısından dolayı internet de gezinmek karmaşık bir hal almıştı. 1995 yılında Yahoo! ve Yahoo! dan 3 sene sonra ise Google gibi web arama siteleri doğdu.

Web, en parlak gelişim dönemini Web 2.0 ile 2000 yılı başında yaklaşık 10 yıl içerisinde yaşamıştır. Web 2.0 ile online alışveriş siteleri kurulmuş, bankacılık işlemleri internet üzerinden yapılmaya başlandı. Web 2.0, Facebook, Twitter gibi sosyal ağların doğmasına sebep oldu.

İnternet’e Bağlanma Yöntemleri

İnternet’e yani dünya ağlarına bağlanabilmek için belirli bir ücret ödeyerek bir Servis Sağlayıcı (ISS) üzerinden hizmet almak gerekir. Bu bağlantı telefon hattı aracılığı ile gerçekleşmektedir. İlk zamanlarda Dial – up olarak adlandırılan bağlantı şekli vardı. Dial-Up bağlantı ile telefon ücretleri gibi kullandığın süre kadar ücret ödenirdi. Bir Sonraki dönemde ise ADSL olarak isimlendirilen internet bağlantı seçeneği ortaya çıkmıştır. ADSL ile aylık bir tarife üzerinden bir fiyat ödenmekteydi. Ayrıca ADSL bağlantılar Dial-Up bağlantılara göre daha hızlıydı.

İnternetin vazgeçilemez insan alışkanlığı haline gelmesiyle birlikte Wi-Fi olarak adlandırılan kablosuz ağ bağlantısı yöntemi geliştirilmiştir. Bu yöntem modem üzerinden radyo sinyali göndererek internet ağına bağlantı kurabilen cihazların kablo kullanmadan İnternet’e bağlanmasını sağlamaya başladı.

Günümüzde dünya üzerinde ortalama internet hızı olarak 14 Mbps civarlarındadır. Bu demek oluyor ki saniye başına 14 Mb’lık dosya transferi yapılabiliyor. Türkiye’de ise 4, 8 ve 16 Mbps hızı sahip internet bağlantıları yapılabilmektedir. Fakat bağlantı hızı arttıkça servis sağlayıcılara ödenecek ücrette artmaktadır.

Mobil İnternet ve 3G Teknolojisi

Mobil internet yani cep telefonu ile internet bağlantısı kurabilme fikri ilk olarak telefon üreticisi Nokia dan geldi. Nokia 7110 model cep telefonu WAP adı verilen teknoloji yardımıyla kablosuz bir şekilde internet ile bağlantı kurabiliyordu.

2000 başlarına gelindiğinde ise bilgisayar üreticisi Apple, eski gücünü kazanabilmek için farklı bir hamle yaptı. Sadece bilgisayar üretmek yerine bilgisayarın merkezde olacağı dijital teknoloji ürünleri üretmeye karar verdiler. Bu cihazlar iPod ile başladı ve sonrasında iPhone ve iPad cihazları geliştirildi. Bu cihazların en büyük özellikleri internet ağı ile bağlantı kurarak çalışmalarıydı. Bu cihazlar internet ile rahat bir şekilde bağlantı kurabilir şekilde üretilmişti. Bu dönemden sonra artık internet cebimize kadar girmeyi başarmış oldu.

3G bağlantısı ise mobil cihazların internet bağlantısı kurabilmesini kolaylaştıran bir teknolojidir. 3G, 3. nesil mobil iletişim olarak tanımlanmıştır. Bu teknoloji ile telefonlar 2G teknolojisindeki gibi sadece sesi değil ayrıca hızlı ve geniş ağ bandı ile multimedya uygulamalarını web üzerine taşıyan teknoloji olmuştur. Özellikle 3G teknolojisi ile tablet yada akıllı telefonlar üzerinden her yerden kolay bir şekilde İnternet’e bağlanmak mümkün kılınmıştır. 3G Türkiye’ye 2009 gibi erken bir tarihte girmiştir.

Bulut Teknolojisi

Apple ürünleri ile başlayan merkezde bilgisayar olan dijital ürün teknolojisi 2010 sonrasında çok büyük gelişme sağladı. Artık insanlar internet ağına bağlanan tek bir cihaz kullanmak yerine bir çok cihaz kullanmaya başladı. Ayrıca bu cihazların bellek kapasiteleri yetersiz kalmaya başladı. Bu durum internet üzerinde veri saklama gerekliliğini göstermiş oldu.

Yani bu demek oluyor ki artık dijital cihazların bağlandığı merkez kişisel bilgisayarı değil İnternet üzerinden her yerde bağlantı kurabileceği bir merkez olmalıydı. Bu gereklilik sonucu internet üzerinde bulut teknolojisi adı verilen veri merkezleri oluşturulmaya başlandı. Bu görevi ise Apple, Google, Microsoft gibi büyük şirketler ve dünyanın her yerinde yerel firmalar üstlenmeye başladı. Çok düşük ücretler ile fotoğraf, sunum, müzik gibi dosyalarınızı bulut üzerine taşıyarak sahip olduğunuz tüm dijital cihazlar ile bu verilere tek bir merkezden ulaşabilirsiniz.

Son olarak;

İnternet üzerine konuşmak gerçekten kolay bir şey değil bir anda pek çok şey aklına gelebiliyor. Bu yazıda internet’in ilk kuruluşundan günümüze kadar uzanan gelişim sürecini anlatmaya çalıştım. Bakalım gelecek internet teknolojisini ve bizi nerelere taşıyacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir