Gezi Parkı Eylemleri Başlangıçı

Olay oldukça garip değil mi? Bir grup doğa sever sivil toplum kuruluşu Taksim’de gezi parkını korumak istedi ve başımıza gelmeyen kalmadı. Şimdi biraz geri dönüp geçmişi incelemek gerekir çünkü insanları rahat bırakmazsan istedikleri gibi özgür bir yaşam alanı sunmaz hatta üstüne seni protesto etme izni bile vermezsen bunlar gelir başına. Ortada ne provokasyon ne de terörist faaliyet var olanların tamamı  sadece rezilliktir.

Şimdi ben burada olaya biraz daha farklı bakacağım. Sadece yaşadığım bir anı ve aklımdan geçenler olacak bu yazıda daha da fazlası olmayacak.

Çarşamba günüydü ve etkili iletişim konusu üzerine bir kitap almak istiyordum. Kitapçı ya gittim ve güzel de bir kitap aldım. Kasaya gelip parayı ödedikten sonra kasiyerin poşetin içine bir şey sıkıştırdığını gördüm. Poşeti elime aldığımda merak ettim ve şöyle bir baktım. Bir gazete vardı. Yine yerel gazetelerden biri işte dedim ve eve doğru yol almaya devam ettim.
Eve geldiğimde gazetenin yerel gazete değil de Radikal olduğunu fark ettim her neyse işte manşetten başladık okumaya sayın Eyüp Can’ın manşette şöyle bir yazısı vardı. “Yıkmayalım genişletelim (yazı için tıkla)” güzel de bir yazı hazırlamış ellerine de sağlık. İlgili yazının son kısmını yazımın son bölümünde paylaşacağım ve gerçekten de ne kadar da insancıl ve demokratik yaklaşıldığını görün olaya.

Taksim ve Tüm Türkiye’de  Çarşamba Günü ve Sonrasında Yaşananlar

Herkesin en içten dileklerini sunduğu bu zamanda, polis güç kullanmaya başlamıştı da zaten dozunu öyle bir seviyeye getirdi ki biraz düşünen hiç kimse bu olaya sessiz kalamadı. Çünkü mesele artık ağaç meselesi ve gezi parkı meselesi olmaktan çıktı ve ifade özgürlüğü ve demokrasi özgürlüğüne dönüştü. Herkes bu olaya tepki verdi ama asıl sorun şuydu “iletişim kopukluğu” ama bu kopukluk halk arasında değil devlet’in ve halkı arasındaydı.

Zaten yaşanan pek çok olayla yayın ve basın kuruluşları susturulmuştu da bu olaylarda direk olarak bir yasak olmasa da dolaylı yollarla zaten onlar da susturuldu. Bu sefer de işin içine sosyal medya girdi. Hatta başbakan onun için de twitter gibi bir bela var dedi. Aslında bela değil nimet ama gel de şimdi anlat. Tabi bu bela iyi amaçlar için kullanılmak yerine basın kuruluşları gibi yine dolaylı yollarla durdurulmaya çalışıldı.

Kopuk İletişime Sosyal Ağlardan Çare Geldi

İletişim kopuk dedik ya devam edelim. Önceden geçe inşaatını vatandaş yapardı artık devlet yapar oldu. Belli ki tepki bekleniyordu ki gece yarısı ilk çalışmalar başladı ama sivil toplumları tarafından engel olundu. Anayasa kurallarına göre hakları olan eylemi başlattılar. Polis geldi tıpkı mahalle eşkıyaları gibi ortamı geren ilk müdahalesini yaptı. İyi mi oldu?
Televizyonlar ile uyutulmaya çalışan halk iletişimi twitter ve facebook ile sağladı ve gerçek bir iletişim modeli ortaya konuldu. Ama hala halk ile iletişim kurulmadı. Bunun yerine halkın iletişimi kesilmeye çalışıldı. Kimilerine göre dns sunucuları kapatılarak sosyal ağlara girişler engellendi. Kimilerine göre birileri kızdı saldırdı. Hatta arkadaşlarımın şöyle iddiası da vardı ki bu en ürperticiydi. “Twitlerim silindi” Facebook içinde aynı iddia vardı. Yani devlet bu iki siteye baskı yapıp bazı gönderileri kaldırtmış da olabilir mi? diye sordum kendime yani.

Eğer medya olayları sosyal ağ paylaşımları ile eş zamanlı bir şekilde en başından beri gösterebilseydi. Hiç bir olay olmadan eylem son bulurdu ama engeller daha da büyük sorunları açtı. Hatta eğer zamanında blogculuk bu ülkede engellenmeseydi. Blogcular sosyal ağları kontrol edebilmeyi öğrenseydi. Ortam daha renkli geçer ve daha da demokratik olabilirdi. Bu süreçteki Türkiye’ye internet yasağı hiç yakışmıyor. Bunu da söylemeden geçmeyelim.

Taksim’de Şimdi Ne Olacak? Gezi Parkı’na Ne Olacak?

Şimdi kopukluğun alasına bakalım. Polis çekiliyor denildi ve dolaylı yasaklı basında meydana indi. Hep kötü olaylar önümüze sunuldu ve 4-5 günlük bir halk mücadelesi 1 saat içinde bir kaç çapulcu ve bir kaç terörist faaliyetiymiş gibi gösterilmeye çalışıldı ve bu çaba maalesef ki hala da devam ediyor.

Bu durum böyle giderse halk yatışmayacak çünkü bu mesela ağaç meselesi değil artık mesele özgür ifade kısacası özgürlük ve halkın hakimiyeti meselesi başbakanın bir sözü bir diğerini tutmuyor. Halkı yatıştırıp polisi ve yerel yönetimi uyarması gerekirken en ala gerginliği o çıkarıyor. Biz oraya Avm değil bir müze düşünüyorduk hatta Taksim’in görüntüsünü bozan binaları yıkıp kilisenin yanına da cami yapacaktık diyor ama nasıl diyor vatandaşına hakaret ederek diyor. Benim merak ettiğim asıl şey ise şu madem olay gerçekten kaldırım çalışmasıydı ve elde hali hazırda net bir proje yoktu. Niye vatandaşa eylemcilere belgeler gösterilerek sadece duvarın yıkılıp kaldırımın yapılacağı söylenmedi. Koskoca devlet bir iş yaparken işe projesiz mi başlıyor yani?

Son Bölüm ve Ben Kaçar

Olay polisin şiddeti abartması ve bu şiddeti kimsenin engellemeden izlemesi meselesidir. Yani gerekli merciler durumdan rahatsızda değildi. Şimdi lütfen vatandaşı dinleyin ve özür dileyin. Çünkü iletişim modeliniz çok kötüydü. Biz vatandaşlarda aramızda kurduğumuz iletişim modelini devletimizle de gösterelim.

“Ayrıca minik bir hatırlatma: Başbakan Tayyip Erdoğan benzer bir tartışma çıkınca Göztepe Parkını sembol tartışmasına kurban etmedi ve AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi Anadolu yakasında içinde cami projesi de olan şahane bir park inşa etti. Geçen ay gittim, gözlerimle gördüm Göztepe Parkının yeni halini… Aynısı Taksim’de neden olmasın?”
Eyüp Can’ın

Central Park dururken ‘Gezi Park’ı neden yok ediliyor?

yazısının son bölümüdür.

ve bahsettiğim iletişim kitabımdan ise iki özlü söz
“İyi bir iletimin en önemli kuralı dinlemektir eğer iyi bir dinleyici değilseniz iyi bir iletişim de kuramazsınız. İyi iletişim ise hayatta mutluluğun en önemli gereksinimidir”
“Eğer bir kişi ile olan iletişiminizi sonlandırmak yada tamamen bitirmek istiyorsanız ona karşı kırıcı ve itici sözler söyleyin.” 

One Response to İletişim Kopukluğuna Sosyal Ağ Modeli

  1. Saffet diyor ki:

    Eğer bir kişi ile olan iletişiminizi sonlandırmak yada tamamen bitirmek istiyorsanız ona karşı kırıcı ve itici sözler söyleyin.

    Güzel bir yazı olmuş…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir